August 2011
2 posts
askerlik yaklaşıyor
30 yaşında askerlik nasıl olacaksa artık. saçlarda hafif aklarda çıktı. geçen bi arkadaş olm orda seni mikecekler bebek yaştakiler artistlik yapacak falan dedi. hakkat öyle mi la bu askeriye.
kızımı, eşimi, sevgililerimi, latişya kastayı, eksiyi, inciyi, birayı, viski kolayı vs özleyeceksek ben hafiften aborjinlerin yanına doğru uçayım. hiç olmazsa özlem kendi seçimlerimden dolayı olur. ya da...
July 2011
3 posts
resesyon
offf. pazartesine bir sendrom bulmuşlar mıdır bilmiyorum ama bir bezginlik dolaşmakta üstümde.
hani dram ağırlıklı bir savaş filmi falan izlersiniz, iyi adam slovmoşın ölür ve sinirden gözlerinizden yaş gelir, yumruğunuzu sıkar, nasıl olabilir ya dersiniz, ölmemesi lazımdı, ama ölür, göğsünüzde bir ağırlık olur ve usulca ağlarsınız ya;
işte amk; film izlemeden, hiçbir dram olmadan, iyi...
göze batanlar
geyleşen beyler görüyorum sürekli sahil kenarlarında. feysten birbirini dürtmekten zevk alan erkekler var bildiğin.
bir de erkek sesli penissiz kadınlar.
ulan nasıl bir evrilme bu.
komple ibneleşiyor muyuz. noluyor lan?
nerde kalmıştık
bıraktığımız yerde kaldığımız için sürekli bende kafa kalmadı yavrum. az bi sevişme molası.
June 2011
3 posts
çok güzel olmuş. kim yaptıysa ellerine sağlık.
v for vendetta - muse
hani o filmlerde bilinmeyen bir gezegende ya da yerde yaşayan yalnız ama filozof duruşlu, doğru sorularla yaklaşırsan doğru cevapları alabileceğin, kendi halinde, doğayı çözmüş, sistemin dışında kendi isteğiyle kalmış tipler vardır ya,
işte o piçleri çok kıskanıyorum.
depresyonda mıyım neyim amk.
trip
konuşacak ve yazacak o kadar çok şey varken klavyeye bakıp kalmak…
eğlenceli bir adam olmadığım sonucuna vardım.
May 2011
2 posts
sikik!
– dün bu lafı duydum bi yerde. şaşırdım lan bildiğin. çok enteresan geldi kulağıma. tam olarak kavrayamadım ne demek olduğunu. sonra sinirlendim. sonra baktım bana giren çıkan yok salladım. millet ne küfürler biliyor amk.
April 2011
1 post
uzun saçlıyım, facebook hesabım yok ve cep telefonu kullanmıyorum. daha ne kadar dayanabilirim bilemiyorum.
etrafım kuşatıldı.
March 2011
1 post
kan
aşkı özetlermisin dedi biri kısa ve öz olsun ama dedi.
dedim ki aşk kandır.
tekrar sordu nasıl yani diye.
dedim ki yaşarsan anlarsın.
yine sordu tarif eder misin diye.
dedim ki gözlerinden kan damlar, kalbin kanar, içindeki çocuk can çekişir, sevişirsin kanar, mutlu olmak için kesmeye başlarsın düşlerini, acımasız bir mahkemede ömür boyu müebbet hapis alırsın, çoğaldıkça yalnızlaşır,...
September 2010
5 posts
hayvan
evet; hayvani bir öldürme isteği var içimde. biri bana bu insanlardan kaçacak bir sığınak söyleyebilir mi? kendimden başka…
yeter bu kadar ya. cidden. gitmem lazım bi yerlere… bıktırdılar beni… sahteliğe dayanmak zor. kaldıramıyorum bu yaşamı…
eziyet oldu günümüz dünyası ruhsal dünyama…
süprisssss
geç te olsa incici kervanına katıldık biz de. hep meraktan işte :)
tiksinme..
kırtasiyeci olmam sebebiyle zannedersem çok işli dışlı olduğum yeni nesil öğretmenlerin eğitim anlayışlarının aşırı ticari olması tiksindiriyor beni.
öğretmen çocuğu olmama rağmen iğrendim öğretmenlerden…
sürekli promosyon istemeleri, bana ne verecen peki lafları, hediyem ne olacak gibisinden davranışları eğitim- öğretimle ne alakası olabilir ki.
öğrencisine karşı da bu tarz bir...
belliyiz işte
uzun saçlarım, siyah tişörtüm, kucağımda kızım, yanımda hatunum, elimde sigara paketi ve çakmak… oy kullanacaz. ve içerdeki görevliler hep bir ağızdan “kesin hayır basacak abi bunlar” diyor.
özgür, toplumsal kurallara kafa tutan, adet görenek vs baskısını atmış üzerinden, kendini ve beynini rahat bırakat tipler genelde hep böyle mi fişlenir acaba!
ki hayır bastık tabi. o...
tribal
sabahtan akşama kadar kim kiminle nerede ne zaman nasıl öpüşmüş koklaşmış sevişmiş yakalanmış diye merak edip magazin izleyen ve bunu sanki bir haltmış gibi sürekli etrafında konuşan tiplere gerçekten sinir oluyorum.
bu nasıl bir gelişim mına koyim ya.
August 2010
13 posts
facebooktr-deactivated20111201 asked: merak ettiğim bazı şeyler var cevaplarsan sevinirim belki birçok kişi merak ediyordur.
adın nedir , kaç yaşındasın ve hangi şehirde yaşıyorsun ?? umarım sıkmadım.:))
adın nedir , kaç yaşındasın ve hangi şehirde yaşıyorsun ?? umarım sıkmadım.:))
sancı
içimde taşlaşmış bir yer olduğunu biliyordum ama böbrekler hiç aklıma gelmemişti.
bir müddet buralarda olamıyacağım. takip edenlere özür. tedavi. vs.
tanrı torrenti korusun!
hepimiz o’nun sayesinde eleştirmen olduk çıktık. berbere gitsen ” dostum bu nolanın filmleri süper oluyor .ok derin cümleler var” falan muhabbeti, bakkala gitsen “ulan şu spartaküsün yeni bölümü ne zaman çıkacak” lafları, ” arkadaşını görsen ” hacı boş ev diye bi kore filmi buldum çok feci mutlaka izle” işe gitsen ” akşam ne izledin...
ergenler yazım size
çok zor bir yazıyı çok kısa tutarak olayı izah etmeye çalışacağım. en azından deneyelim.
sevişmek, -kaba tabirle- sikişmek değildir! sevişmek; okşamak, sex öncesi hazırlık, tensel irkilme, ya da oynaşma vs .denebilir.
ancak sex ten bahsediyorsak, ki buna sikişmek, düzüşmek, yatmak falan da derler zayıf karakterler, neyse bu durum bildiğin iki vücudun birleşme olayıdır. özünde gayet basittir....
tükenen kalem!
tükenmez kaleme hiç karşı çıkmadık. hemen kabullendik. kullandık ve attık. oysa aldanmıştık. aldatmışlardı. tükeniyordu işte. dolduramıyorduk. neden tükenen birşeye tükenmez denir ki?
hiç düşünmedik bile. artık dolma kalem tozlu raflarda bekler olmuştu. oysa onun içi dışı birdi. doldurulabilirdi. adı kadar doğruydu yani.
bu basit tercihimizde bile hep bir kolaya kaçma, aldanmaya istekli bir...
bu nasıl bir değişim?
arada kalmışlık…
çocukluğumda abi dediklerim amca oldu. ve o kadar şerefsiz karaktersiz hale gelmişler ki selam bile veresim gelmiyor.
benden küçükler o kadar yoz gençler oldular ki iletişim dahi kuramıyorum.
bir çirkinleşme süreci mi yaşıyoruz?. herkes neden böyle kahpelik peşinde!
ve sanki virüs gibi, onlar gibi olmazsan hayatın her alanında süründürüyorlar seni.
çıkarın beni...
dinle sevgili
bazen nefretim sevginin sınırlarını aşıyor bazense şefkatim sevgimin. gelgitler yaratıyorsun bu limanda kısacası. bazen.
ama gel git bende zamanı durduruyor. sanki o sinir hiç üstümden gitmiyor. atamıyorum. sense geliyor ve gidiyorsun ne kadar hızlı hemde.
ayaklarım yetişemiyor ki ruhum yetişsin değişimlerine. belki de koşmam lazım ya da biraz sakinleşmen…
ne dersin?
biliyor musun
sevebiliyorum. kendime sana ve herşeye rağmen.
burası çok sıcak
hiç bakma öyle küresel ısınma, sera etkisi falan girmeyecem konuya. ekşide yazıyorum ordan ara. bahsedeceğim 2 vantilatör sayesinde uyuyabildiğim. acayip bir akdeniz olduk. güney yanıyor. ve ben 2 vanitlatörümle fantaziler geliştirmek üzereyim o derece bayılacam yani.
oral üzerine teoriler.
kadınlar bu kadar çene yapmasa, ve erkekler de bu kadar çene yaptıracak rehavete kapılmasa oral sex bu kadar istenir miydi diye. yani içten gelen, bilinçaltından karşı cinse “bi sus amına koyim” in hayvani yansıması mı acaba?
denemek isteyenler sevgilileriyle kavga ettikten sonra oral yaptırsınlar, eğer daha fazla zevk veriyorsa tespitim doğrudur diyecem. :)
...
beastie boys: sabotage →
eski günlerim. hey gidi hey.
bu şarkıyı bulana gerçekten teşekkür edecem.
fatih erkoç var dı ya bir zamanlar işte onun gençliğinden bir klip arıyorum. ama şöyle klip; bir disko gibi yerde fatih org gibi bişey çalıyor yanda bateri var bir de bas tı zannedersem. şarkıda ingilizce caz rock karışımı bişeye benziyordu. bilen varsa bi link falan ya da internet kurdu varsa bi karıştırıversin neti. bulursa bahtiyar olur teşekkür ederim. çok lazım da o bakımdan.
July 2010
10 posts
benim mi haberim yok yoksa insanoğlu akciğer solunumundan başka bir solunum çeşidi mi üretti?
oksijene muhtaç, yeşile muhtaç, fotosenteze muhtaç bir canlı türü olmasına rağmen insanoğlu, neden sikmekte doğayı anlamak zor.
bir de dünyanın en zeki canlısı insandı di mi?
ulan yeşil kalmadığında kötünden mi soluyacan?
yeaaahhhh..
bi düşün lan!
ırk, soy, kütük, ata, türklük, cins vs. kelimeleri geçen konuşmaları duyduyça delleniyorum artık. köklerimize ne bağlı bir milletiz. saf, ari, üstün vs.
dur mına koyim bi ya. neden bahsediyonuz. var mı ki bu ülkede dedesinin dedesini bilen! asyayı falan unut hacı sen. üstünden çok şeyler geçti bu topraklarda. boşver yaw bizi diğer ülkelere git o sor bakalım dedenizin dedesinin babası ne iş...
ekşimiş hacı bu
zamanın ötesinden, berisinden gelmez oldum biliyor musun?
karmayı sikeyim, bana bişey olmasın.
ben bir başucu eseriyim, bilen yok ki :)
zamanın götünden dipnot: pardon biri var tabi. ama suser değil ki :) sanal karakter değil yani. bildiğin gerçek. başucumda, başucundayım. anlayana.!’^+%&/()=?_
tumblr, tumbilir, tumbolar, tumbulur, tumbler ...
gerdin beni be. ne arıza bi sistemmişsin sen tumblr. gerçi arıza olmasak biz de seninle etkileşmezdik. doğru. yine de şu tema sorunsalını halledemedim ben. işlevsel değil. beğenmeyen suserler bi el atsın, önersin, deneyelim, değiştirelim kollektivzm şerefsizim. neyse. yazıyoruz şimdilik yeterli olabilir. olmaya da bilir gerçi.
düşünce
esasında razı olmak değil midir aşk?
kendi benliğine rağmen..
uyum belki. ya da düşmek düşündükçe.
ya da benimki gibi hep adını koyma arayışı..
bu olayın bir bilimsel yönü olduğu muhakkak olmasına rağmen neden sonuç ilişkisi o kadar zor ki bir isim koyamıyor insan. şundan dolayı diye bir kesinlik yok.
aşkı bulsam da, yaşasam da, acısını çeksem de benim için hep bir muamma.
belki...
denge
Eğer iyiliğe inanıyorsan kötülüğe de inan.
İkiz kardeştirler.
Dikkat et, hangisiyle seviştiğini karıştırabilirsin bazen!
kürkçü dükkanım
Hep hüzün… ne zaman uyanacağım bu kabustan?
Eriyorum. Ve farkındayım. Kötü tarafı da bu zaten.
Kendimi duymasam? Görmezden gelsem? Bir başkası gibi görsem?
Sahi ne dersin hüzünbaz benliğim?
June 2010
5 posts
zamanlar... bazıları özellikle.
kusmak istiyorum içimdeki tüm iyiylikleri. insana dair ne varsa pislik gibi atmak istiyorum. acı çekmeyi bilsem de başedebilsem de bunun sürekliliği kendi gölgeme itiyor beni. dışarda bir yerde yani. bazı zamanlar herkes gibi olmama izin verir mi acaba ruhum. kaygısızlık özlemiyle mi yaşıyorum. bilemiyorum. yazmaktansa boşaltmak istiyorum. ben kendim ve gölgem. ömür boyu sürecek bir çatışma.
...
mirkelam, kargo, mşş ve hayakırıklığı
hayallerimin hesabını verecek değilim kimseye tabi.
mşş gibi bir yaratığın gruba geri dönüş yapması inanılmaz umutlandırmıştı beni. koray gitsede mşş yeter demiştim. heleki “yalnızlık mevsimi” albümü aklıma gelince.
solist olarak mirkelam olduğu kesinleşince sözlük yazarlarının aksine aklımda farklı olumlu düşünceler belirmişti. alaturka pop vokal ve mşş yalnızlığı, hırçınlığı,...
Irak...gözlerden de! →
daha ne diyim ben size →
bu ne andavallık anlamıyorum gerçekten. mallaşmaya mı başladık. yoksa malmıydık zaten. tamam insanlar ölüyor hoş değil ama bunun üzerinden ciddi bir bilgi kirliliği yaratılması ürkünç. ölümden reyting yani.
bukalemun olmuş bunlar…
ironi
ishal oldum.
insanlara kıçımla daha sesli gülüyorum artık.
May 2010
9 posts
sessizlik
bu kadar kaos içinde sessiz kalabilmek…
insana dair rezil bir ipucu daha işte.
rezil diyorum ve alınmıyorum esasen kendimden bu satırları yazarken.
kendimden yolaçıkarak keşfediyorum türümü çünkü.
bi farkımız var mı ki birbirimizden..
sadece insan neticede… yüceltilecek bir durum yok yani…
itiraf
bazen inci sözlükte geziniyorum. evet evet. maksat geyik olsun. arada eğlendiriyorlar insanı gerçekten. saf bir hayvanlıkla hemde.
ama sonra aklıma ekşi geliyor. ekşi ekşi üzülüyorum.
sokayım depresif ilgi manyaklığınıza
sallanmayan sandalye kadersizliği, kısa filmin senaryo çaresizliği, sözsüz müziğin eksik yanı…
kime göre lan!
bence güzel işte. eksiklik yaşamdaysada doldurmak için bişeyler yap!